Çay mı alırdınız, kahve mi?

Çay mı alırdınız, kahve mi?

1231
PAYLAŞ

“Çay mi alırdınız, kahve mi?”

Bir çoğumuzun her gün karşılaştığı bir soru değil mi?

Gelin çay kahve üzerine biraz konuşalım ve yazımıza çay ve kahvenin ortak noktası olan kafeinden başlayalım.

Kafein, türk kahvesinden tutun da filtre kahveye kadar her türlü kahvede mevcut. Çay da önemli bir kafein deposu. Demleme çayın rengi koyulaştıkça kafein miktarı artarken, bitkisel ve yeşil yapraklı çaylara yöneldikçe de kafein miktarı yok denecek kadar azalır. Bu skala içerisinde Türk çayımız, yani demleme çay, siyah çay grubuna girer. Bir bardak demleme çaydaki kafein miktarı muhakkak ki bir bardak filtre kahvenin kafein oranından çok daha azdır. Günde birkaç bardak çay kahve içen biri iseniz kafein hakkında bilinçlenmekte fayda var.

Green tea on the brown mat close-up

Siyah çayın bizim demleme çayımız olduğunu biliyoruz. Birde son zamanların gözdesi yeşil çay var. Yeşil çay ve siyah çay aslında aynı çay yaprağından geliyor. Siyah çay yeşil çay’ ın fermente edilmesi ile elde ediliyor. Benim düşünceme göre yeşil çay tadı itibariyle ülkemizde çok fazla rağbet görmüyor. Amerika’da sıcak çay dendiği zaman ilk akla gelen yeşil çaydır. Hemen hemen bütün diyet sayfalarında yer alır. Siyah ingiliz çayından bile daha çok rağbet görüyor diyebilirim. Ama son yıllarda daha bilinçlice içildiğine şahit oluyorum ve çay grupları arasında en sağlıklı olanlarından biri diyebilirim. Siyah çay fermente işlemi esnasında antioksidan özelliğinin neredeyse yarısını kaybetmesine rağmen yine de güçlü. Son araştırmalar siyah ve yeşil çay kullanımının bağışıklık sisteminin iki-üç kat daha etkin çalışmasını sağladığı ortaya konmuştur. Özellikle bunama hastalığı dediğimiz alzheimer, cilt kanseri, hareket kontrolünü etkileyen parkinson hastalığı, kalp ve damar saglığı üzerindeki pozitif etkisi kanıtlanmıştır. Bu pozitif etkilerin yanı sıra kafeinin fazla alımında kalp çarpıntısı yan etkisi olabileceğinden kalp hastalarının doktor kontrolünde bu miktarı ayarlamaları çok önemlidir.

MİKROSKOPTA  KAFEİN

Evde, işte, kafede hemen hemen her gün elimizde en az bir bardak çay ya da kahve ile tükettiğimiz kafein hakkında hepimizin iyi yada kötü bildiği, bir gazete köşesinde doğru yada yanlış okuduğu bilgiler vardır. Gelin kafeini daha detaylı inceleyelim ve işin aslını kendimiz görelim.

Uyanık kaldığımız her an beynimizde yer alan nöronlar çok hızlı bir şekilde iletişim içindedir. Yani bizler günlük aktivitelerimizi gerçekleştirirken bu nöronların iletişimini sağlayan adenozin vücudumuz tarafindan salgılanır. Vücut adenozin seviyesini reseptörler ile kontrol eder. Biz gün içinde aktivitelerimize devam ederken vücuttaki adenozin de gittikçe artarak bize yorgunluk ve uyku hissiyati uyarısını vermeye başlar. Kafein de adenozine olan benzerliği ile reseptörler tarafından gercek sayılarak hemen kabul edilirler. Bunları birbirine kenetlenebilen iki yapboz parçasi gibi düşünün. Her ne kadar moleküler yapıları birbirlerine benzesede fonksiyon bakımından kafein, adenozinin aksine damarları genişletmek yerine damarları daraltır. Bu algı bizim hissetmemiz gereken yorgunluk ve uyku hissiyatını da böylelikle geciktirmiş olur.

Pour coffee into transparent glass with steam cup on dark background.

Reseptörlerin bir şekilde işgal edilmesi ile birlikte boşta kalan adenozin miktarı da kanda gittikçe artmaya başlar. Vücut önce bu artışa bir kaç saat tepki vermez, çünkü neler olduğunu ilk başta anlayamaz. Kafeinin adenozin akışını engellemesi ile beyindeki damarlar daralır, nöron ateşleme artar. Vücut bir zaman sonra adenozin eksikliğini fark eder ve adenozini yakalamak adına daha çok reseptor üretmeye başlar. Hipofiz bezini bir tür acil durum çağrısı gibi tetikleyerek, böbrek üstü bezlerine acilen adrenalin üretilme sinyali verir. Kendinizi daha dinç ve enerjik hissetmenizin nedeni budur. Aslında bu durum tatlı bir kandırmacadır. Eğer biz kafein alımını bir alışkanlığa dönüştürürsek artan reseptor fazlalığı yüzünden daha çabuk yorgun hissetmeye başlarız ve bu da daha fazla kafein ihtiyacını hissettirir ve gün gelir aldığımız kafein bizi uyanık tutmaya yetersiz kalır. Burada bağımlılık sinyalleri başlar.

KAFEİN VE SPOR

Bu noktada daralan damarlarımız organlara daha fazla besin ve oksijen yetiştirmeye uğraşır. Kasların oksijen yakımı yavaşlatılmış olur. Bu durum kasın ihtiyacı olan enerjiyi kastaki glikojen stoklarından almasını geciktirir. Yani enerji yakımı yavaşlatılarak spor süresinin dayanıklılığını artırır. Ama unutmayın ki vücudun tüm bunları yapmasının nedeni stress altında olduğunu düşünerek yaptığı bir reaksiyonlar zinciridir. Bu bir sporcu için çok istenen bir durum olmamalıdır. Burada zamanlama ve alınan dozaj çok önemlidir.

yoga mat and a cup of coffee

Eğer bir 100 metre koşucusu iseniz kandan yeteri kadar oksijeni alamayan kas hücreleri çok hızlı bir şekilde ihtiyacınız olan enerjiyi gerektiği hızda üretemeyebilir. Bu dikkate alınmalıdır.

Eğer bir dağci iseniz veya yüksek rakımda egzersiz yapıyorsanız, bu noktalarda basıncın düşmesi ile oksijen seviyesinin de düştüğünü göz ardı etmemelisiniz. Bu durumda kalp damarlarınızın daralması sizi olumsuz etkiler.

Kafeinin elbette ki bir takım yan etkileride var. Mesela idrar sökücü bir etkisinin olması özellikle uzun zamanlı yapılan sporlarda bir problem teşkil edebilir. Hatta zamansız ve fazla alındığı noktada  baş ağrısı ve mide kramplarına da yol açabilir. Yani kafein, her zaman ihtiyacımız olan ve olmazsa olmaz bir madde olmamalıdır hayatımızda.

Kafein kullanımının ve miktarının vücutta tam olarak ne yaptığını bilmezsek bu bir alışkanlığa ve rutine dönüşebilir. Ayrıca dopamin salgılanmasından dolayı zevk noktalarının uyarımı ve kafein bağımlılığı riski de artabilir. Bu da kafeinin dezavantajlarından biridir.

SU YERİNE ÇAY KAHVE İÇİYORUM DEMEYİN

Sulu içecekler kesinlikle normal suyun yerini tutmaz. Suyun optimum olması gereken ph derecesi 7 dir. Filtre yapılmış kahve ve demlenmiş siyah çayın ortalama ph derecesi ise 5 dir. Bu da vücut tarafından arzu edilmeyen asidik seviyedir. Bu yüzden de bu asidik seviyeyi normal seviyeye çıkarabilmek için vücudun suya ihtiyacı daha da artar. Günde en az 1,5-2,5 litre su tüketmemiz gerektiğini düşünürsek ve eğer kafein içmeyi de seviyorsak içtiğimiz suyun miktarının yeterli olup olmadığına daha da özen göstermeliyiz.

pouring water into glass from a bottle, on blue background

KAHVE İÇMEDEN ÖNCE NEDEN BİR BARDAK SU İÇİLMELİ?

Eğer sabahları ilk midenizden geçen şey su yerine kahve ise öncelikle vücudunuza ne gibi bir etki yaptığınızı  bilmelisiniz; Sabah uyanmış bir vücudun en az yedi-sekiz saattir susuz kalmış bir vücut olduğunuda varsayarsak, hücrelerimizin suya en çok ihtiyacı olduğu bir saatte özellikle de kahvaltı yapılmadan içilen asidik bir içecekle vücudu beslemek sizce ne kadar doğru? Neyi ne zaman ne kadar yapacağımızı bilirsek belki de bir çok şeyden vaz geçmek zorunda olmadıgımızı göreceğiz.

Kafeinin vücudunuzdan atılımı yaklaşık 4 ila 7 saat arasındadır. Bu durum sizin yaşınıza, cinsiyetinize, kilonuza ve yaptığınız etkinliğe göre değişir. Bu durumda akşam üzeri içilen bir fincan kahve uykunuzun kaçmasına veya uykunuzun kalitesini düşürmeye sebep olabilir.

“KAFEİN YAĞ YAKAR” YANILGISI

Birde toplum içerisinde oldukça yanlıs bilinen “kafein yağ yakar” yanılgısı var. Size kötü bir haber vereyim; direk olarak alındığında “yağ yakan” hiç bir ürün yok! Yani hiçbir madde durduk yere vücuttaki yağı oturduğunuz yerden yakmaz. Yağ yakıyor diye bütün gün çay kahve içmek, ya da nasıl olsa yağ yakıyorum diye TV karşısında abur cuburla beslenmek yapacağımız en son şeydir. Düzenli olarak kalp ritminizi arttırıcı sporlar yapıyorsanız ve hayat tarzınız doğru beslenme üzerine kurulu ise zaten kafeinin yan etkilerinin sizi daha az etkiyeceğini biliyorsunuz demektir.

Hands close up of a woman lying on weight scale drinking coffee

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. Burada güzel güzel çay-kahve sohbetimizi yaparken çaya ve kahveye konan muhteşem ikilimiz şeker ve süt kardeşlerden hiç bahsetmiyorum bile.

İÇTİĞİMİZ ÇAY KAHVE NEREDEN GELİYOR?

Türkiye’nin en önde gelen bir çay firmasının üst düzey yöneticisi ile uzunca sohbet ettik. Kendisinden Türkiye’nin çay havzası olan Rize ve Doğu Karadeniz bölgesindeki çayların dünyanın üzerine kar yağan tek çayı olduğunu öğrendim. Dünyada çay, ılıman ve sıcak bir iklimi olmasından ötürü Ekvator kuşağı ülkelerinde yetişiyor. Bu iklim özelliginden dolayı da ciddi bir ilaçlama ve haşare mücadelesi var. Yani pestisit dediğimiz ve kanserojen madde içeren, tarımdaki zararlı haşerelerin oluşumuna karşı kullanılan bir böcek ilacı kullanımı var. Benim en büyük korkularımdan biri bu ilaçlı çay yapraklarının masamıza kadar demlenip sunulmasıdır. Oysa Doğu Karadeniz bölgesi bu anlamda çay üretimi için eşi bulunmaz bir klimatik ortam ve bölgede hiçbir şekilde ilaçlama yok. Üzerine kışın yağan kar çayın doğal ilacı ve besini. Bu bağlamda Doğu Karadeniz bölgemizdeki çay üretimi bize eşi bulunmaz bir doğallik sağlıyor.

tea, breakfast, forest, nature, wildlife, green tea, black tea, life, spring, British tea, india tea, china tea, guests, catering, fresh air, plenty of oxygen, mountain, pine, live, walk, silence , life, green, blue, red, shinny, rize, ?aml?hem?in, lighting plateau, black sea, turkey, clouds, peaks, valleys, rivers, old houses, memories, experiences and

Çay konusunda da kahve konusunda da bilinçli bir tüketici olmak zorundayız. Çay-kahve yararlı mıdır yoksa zararlı mı diye sormadan önce “hangi çay? hangi kahve?” diye kendimize sormak gerektiğini düşünüyorum. Üretiminde hiçbir kimyasal madde, boya ve renklendirici kullanılmayan Türk çayımız, Rize çayımız mevcut. Hem çay hem kahve konusunda özellikle de günde bir kaç bardak içtiğimiz bir şeyin arkasındaki marka ve üretim şekli çok önemli!

Her şeyde olduğu gibi çok tükettiğimiz bir maddenin vücudumuzda nasıl bir etki yaptığını, bunun avantajlarını ve dezavantajlarını, optimum miktarini veya çok tuketildigi noktalarda yan etkilerini bilmemiz gerekiyor. Muhakkak ki bilgi ve araştırma sonuçları her zaman önemlidir ama en önemli olan şey sizin kendi metabolizmanızı doğru analiz edebilmenizdir. Kafeinin bendeki etkisi ile sizdeki etkisi aynı olamaz. Her metabolizma birbirinden farklıdır. Neyi ne kadar almanız gerektiği konusunda vücudumuz bize her zaman sinyaller verir. Siz yeterki sağlıklı yaşam dışında hiçbir şeyi alışkanlık edinmeyin.

Vücudunuza iyi bakın!

Yararlanılan Kaynaklar:
  • American College of Sports Medicine | Research of Caffeine and Exercise Performance
  • Johns Hopkins University School of Medicine, USA. | Behavioral Biology Research Center
  • Univ. of Bristol, United Kingdom. | Research School of Experimental Psychology
  • Dr.Gabe Mirkin on Fitness Health and Nutrition, MD, USA.

 

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN ARAMIZA KATILIN

PAYLAŞ
Asha Ayşegül Özbey’in profil fotoğrafı
IIN - Institute for Integrative Nutrition / Health Coaching / NEW YORK. NAFC - The National Association for Fitness / PT Certification / CALIFORNIA. Wellness Institute - International Professional Wellness Coach / ISTANBUL. Art Director - Sözleşmeli US.Government DOT / WASHINGTON, D.C. RedPixel Creative Kurucusu - Web & Graphic Design 2001-2016 / WASHINGTON, D.C. Mimar Sinan Üniv. Güzel Sanatlar Fakültesi - Grafik Bölümü Mezunu. ASHA FITSTYLE YouTube kanalının kurucusu. Uluslararası koşucu. Amerika ve Istanbul’da yaşıyor.