Ana sayfa Antrenman Genetik Yapı Kilo Vermeyi Nasıl Etkiler?

Genetik Yapı Kilo Vermeyi Nasıl Etkiler?

2339
PAYLAŞ

Günümüz insanının en önemli sorunlarından biri de fazla kilolarıdır.  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tanımına göre; obezite,  bünyede aşırı oranda yağ birikmesi durumudur.

İnsanların giderek daha az fiziksel aktivite gerektiren işler yapması ve hazır gıdalar ile beslenmesi obezitenin her geçen gün artmasına neden olmaktadır.

Obezitenin bir hastalık olarak nitelendirilmesinin en önemli nedeni ölüm oranının çok yüksek olduğu komplikasyonlarıdır.  Obezite  birçok hastalık için ciddi derecede risk faktörüdür.

-Tip II diyabet

-Metabolik Sendrom

-Hipertansiyon

-Kolesterol

-Depresyon

-Adet düzensizliği, kısırlık, cinsel problemler

-Eklem Rahatsızlıkları

-Birçok kanser türü

Örnek olarak verilebilir. 

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMANIZI ENGELLEYEBİLİR!

Obezite çocuk sahibi olmak isteyen kadın ve erkekleri de yakından ilgilendirmektedir.  Yapılan birçok çalışmada obez erkeklerin sperm sayılarının obez olmayanlara göre daha düşük seviyede olduğu gösterilmiştir.  Sperm sayısının azlığı gebelik şansını önemli oranda azaltmaktadır.  Obez kadınlarda ise gebelik şansını % 30 dan daha fazla azaltmaktadır. 

OBEZİTE KÖRLÜK RİSKİNİ ARTTIRIR!

Obezlerde görme kusurları ciddi oranda fazladır.  Araştırmalar obezitenin % 95 oranında göz kusurları riskini arttırdığını göstermiştir.

Türkiye’de 100 kadından yaklaşık olarak 40’ı obez iken, erkeklerde bu oran her 100 kişiden 20’si civarındadır.  Kadınlar erkeklere göre neredeyse iki kat daha çok obezite riski ile karşı karşıyadır.

1

Kadınlarda aşırı kilolu olma riskinin fazla oluşunun birçok nedeni vardır.

Bunlardan bazıları:

  • Kadınların metabolizma hızı erkeklerin metabolizma hızına göre daha yavaştır. Kadınlar günde ortalama 1300-1500 kalori yakarken erkekler 1800-2000 kalori civarı yakmaktadırlar.
  • Kadınların erkeklere göre daha az hareketli işlerde çalıştıkları, bu nedenle daha az kalori harcadıkları gözlenmektedir.
  • Erkeklerin spora yatkınlık ve spor yapma alışkanlıkları kadınlara oranla daha fazladır.
  • Kadınlar doğum ve menopoz gibi dönemler nedeni ile çok daha fazla kilo almaktadırlar.
  • Hormonal yapıları gereği kadınlar erkeklere oranla daha fazla kilo almaktadır. Erkeklik hormonu olan Testesteron yağ yakımı hızının artmasını sağlar.
  • Kadınlarda ‘gün’ olarak isimlendirilen toplantılarda özellikle hamur işi gıdaların tüketilmesi de kilo oranını arttıran bir başka etkendir.

Obezite hastalarının ve obeziteye bağlı risklerin artmasıyla birlikte bilinçli insan sayısı da artmaktadır.  Her geçen gün daha fazla sayıda insan spor yapmakta ve beslenmesine dikkat etmektedir.

Sağlıklı ve kaliteli yaşam bilincinin yerleşmesiyle birlikte fitness sektörü, dünyada 70 milyar dolarlık hacme ulaşırken Türkiye’ de ise 350 milyon dolara ulaşmıştır ve büyümeye de devam etmektedir. 

Birçok insan fazla kilolarından kurtulmak ve kaliteli yaşamak için spor ile birlikte çeşitli diyet programları uygulamaktadır.

2

 

PEKİ FAZLA KİLOYA NELER SEBEP OLUR VE
KİLOLARDAN NASIL KURTULABİLİRİZ?

En temel sebep, gün içerisinde alınan kalori miktarının, tüketilenden fazla olmasıdır.  Vücudumuz yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmek için enerjiye ihtiyaç duyar, bu enerjiyi de besinler yolu ile alırız.  En temel enerji kaynakları yağlar, karbonhidratlar ve proteinlerdir (proteinler en son başvurulan enerji kaynaklarıdır).  Bu besinler sindirilerek enerji açığa çıkartılır. Eğer aldığımız besin miktarı tükettiğimizden fazla ise vücudumuz bu fazla enerjiyi yağ olarak depo eder.  Bu durumun tersi ise zayıflık olarak adlandırılır.

Kilo almanın tek sebebi alınan kalorilerin fazlalığı değildir.  Vücudumuzu oluşturan sistemlerin düzgün çalışması gerekir.  Herhangi bir düzensizlik veya birtakım hastalıklar neticesinde kilo alımı görülebilir.

Endokrin (Hormonal) sistem en önemlilerinden biridir.  İnsülin, tiroit ve büyüme hormonları gibi hormonların düzensiz salınımı birçok hastalıkla birlikte kilo alımına neden olur.

Genetik Yapı, depresyon, solunum sistemi, uyku düzensizlikleri, hareketsizlik, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, çalışma hayatı, sigara ve alkol tüketimi ile aile ve sosyal yaşam gibi birçok faktör de kilo alınmasında etkilidir.

4

 

FAZLA KİLOLARIMIZDAN NASIL KURTULURUZ?

Kilolarımızdan kurtulmak için yapılacak şey teoride çok basittir!

Aldığımız kalori miktarını azaltmak ve harcadığımız kalori miktarını arttırmak . Ancak pratikte bu o kadar kolay olmayabilir. Bunun birçok insan tarafından bilinmesine rağmen obezite hala en büyük sağlık sorunlarından biridir.

Kilo alımını etkileyen ve yukarıda saydığım birçok faktör değiştirilerek alınan kilonun geri verilmesi sağlanabilir. Bununla birlikte değiştiremeyeceğimiz tek şey genetik yapımızdır.

GENETİK YAPIMIZIN BİLİNMESİ, SPOR YAPARKEN ÇOK DAHA BİLİNÇLİ VE VERİMLİ BİR ŞEKİLDE AMACIMIZA ULAŞMAMIZI SAĞLAR.

Birçok insan uzun yıllar spor yaptığı ve dengeli beslenmeye çalıştığı halde kilo verememekten ya da sporu ve diyeti bıraktıktan sonra daha fazla kilo aldıklarından şikayetçidir.

Neden İnsanlar Sporu ve Diyet Programlarını Bıraktıktan Sonra Aniden Kilo Alır?

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; spor yapmak ve dengeli beslenme hayatınızın sadece belirli dönemlerinde (Yaz ayları yaklaşırken) yapılması gereken aktiviteler değildir. Sağlıklı ve kaliteli yaşamak için hayatınızın her döneminde sağlığınızın elverdiği oranda spor yapmalı ve beslenmenize dikkat etmelisiniz.  Aktiviteyi azaltıp aldığınız kaloriyi arttırdığınız sürece kilo almanız kaçınılmazdır.

Spor yaparken dikkat etmeniz gereken birçok faktör vardır.  Ancak bilmeniz gereken en temel şey sağlık durumunuz ve genetik yapınızdır.

Vücudumuz hayati faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için enerjiye ihtiyaç duyar.  En temel yaşamsal faaliyetler için kullanılan enerji kaynağı herkeste aynıdır. Glikoz temel enerji kaynağıdır. Sinir sistemi, sindirim, dolaşım ve boşaltım vb. faaliyetleri için gerekli olan enerjinin tamamını glikozdan karşılar. Ancak iş, istemli çalışan kaslara geldiğinde bu durum değişkenlik gösterir. Spor yaparken temel amaç istemli kasılan kaslarımızı çalıştırarak enerji harcanmasını sağlamaktır. Bu şekilde vücutta depo edilen fazla miktarda enerjinin tüketilmesi sağlanır.

5

İNSAN VÜCUDUNDA 3 TİP KAS LİFİ BULUNMAKTADIR

Bunlar:

Tip I kas lifi                  XX

Tip II a Kas lifi             RX

Tip II b Kas lifidir        RR

Bütün insanlarda kas lifi olarak bu 3 tip bulunur.  Bunlar genetik olarak (ACTN3 geni ile) belirlenir ve değiştirilemez.  Yapılan çalışmalar ile ancak kapasiteleri arttırılabilir.

Bu üç kas lifinin de biyokimyasal özellikleri birbirinden farklıdır.

Tip 1 kas tipi(XX) oksijenli solunum ile enerji üreten, daha uzun süre ve yavaş kasılan, glikojen ve kreatin depoları diğer kas tiplerine göre daha az olan bir kas tipidir.  Enerjisinin büyük çoğunluğunu daha fazla depo edilmiş halde bulunan yağ asitlerinden elde eder. Bu nedenle uzun süre yorulmadan çalışabilirler.  Laktik asit birikimi çok azdır. Maratoncuların sahip olduğu özellikler tipik bir örnektir.

Tip II a Kas tipi(RX) ise Universal fibriller olarak kabul edilir ve hem oksijenli hem de oksijensiz solunum yaparlar.  Glikojen ve kreatin fosfat depoları Tip I kas tipinden biraz daha fazla, yağ asidi depoları ise daha azdır.  Patlayıcı güç, sürat, kuvvet gibi parametreler tip I kas tipine göre daha fazla olmakla birlikte, dayanıklılık konusunda dezavantajlıdır.

Tip II b fibriller(RR) ise oksijensiz solunum yaparlar.  Glikojen ve kreatin fosfat depoları çok yüksek, yağ asidi depoları ise oldukça düşüktür. Çok kısa sürede çok şiddetli şekilde kasılırlar. Güç, sürat ve kuvvet açısından en avantajlı kas lifi tipidir. Ancak çok düşük dayanıklılığa sahiptir.  Kısa mesafe sürat koşucuları tipik örnektir.

Genetik olarak belirlenen sadece kas tipimiz değildir. Kalp-damar sistemimizin kapasitesi de oldukça büyük önem taşımaktadır (ACE geni ile belirlenir).  Egzersiz sırasında kanın ve beraberinde oksijenin dokulara ne kadar hızla ve ne kadar süre taşındığı kaslarımızın çalışmasını direkt olarak etkiler.

Genetik olarak belirlenen kas lifi tipinizi ve kardiyovasküler kapasitenizi bilmek, uygulanacak olan antrenman ve beslenme programları açısından hayati önem taşımaktadır.
6

GENETİK TESTİN FAYDALARI:

  • Genetik test ile  hem kardiyovasküler kapasitenizi (ACE ) hem de 3 kas tipinden hangisine sahip olduğunuzu öğrenebilirsiniz. (ACTN3)
  • Hangi kas tipine ve kardiyovasküler kapasiteye sahip olduğunuzu bildiğinizde,  antrenman sıklığı, şiddeti, süresi gibi çok önemli parametrelerin kişisel olarak ayarlanması sağlanır.
  • Genetik yapınıza ve yeteneğinize en uygun spor branşının seçilmesi sağlanır.
  • Kaslarınızın ihtiyaç duydukları besin maddelerine göre beslenme planı yapılarak hangi besin maddelerinin ne kadar alınması gerektiği tespit edilir.
  • Supplement olarak adlandırılan çeşitli besin desteklerinin nasıl ve hangi miktarlarda kullanılması gerektiği belirlenir.
  • Genetik Yapınıza göre uygulanacak olan beslenme ve antrenman programı ile vücudunuzdan en yüksek düzeyde performans alabilirsiniz.
  • Genetik Yapınıza uygun planlanan antrenmanlar ile sakatlık ve performans kayıplarını en aza indirebilirsiniz.
  • Özellikle hangi metot, süre ve şiddette kardiyo çalışmaları yaparak en fazla yağ yakımının sağlanacağı belirlenir.
  • Genetik test ile hedeflerinize, daha kısa bir sürede ve bilimsel olarak hazırlanan beslenme ve antrenman programları ile ulaşabilirsiniz.

 

Spor yapın, sağlıklı beslenin, mutlu ve enerjik olup hayattan keyif alın.

 

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN ARAMIZA KATILIN

PAYLAŞ
Genetic Passport Eğitim Direktörü / Master Genetic Trainer / Biyolog Dünyanın ilk ve tek, genetik performans kayıt takip sistemi olan GENETIC PASSPORT’un Eğitim Direktörüdür. 19 Mayıs Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden mezun oldu. Birkaç yıl özel dershanelerde fen bilimleri ve biyoloji dersi öğretmenliği yaptıktan sonra bir süre İlaç endüstrisinde çalışmıştır. Aktif olarak basketbol ve fitness sporları ile uğraşmış çeşitli eğitim ve seminer programlarına katılmıştır. Birçok Üniversite, devlet ve eğitim araştırma hastanesinde medikal içerikli toplantılar düzenlemiştir.