Ana sayfa Antrenman Zayıf Bir Ektomorftan Fitness Modelliğe Giden Başarı Hikayesi

Zayıf Bir Ektomorftan Fitness Modelliğe Giden Başarı Hikayesi

9553
PAYLAŞ

Hikayemde öne çıkan
“imkansızlıklar” değil
verdiğim “emek” olacak

ve yazının sonunda “Helal olsun, adam yapmış” diyerek hayatınıza devam etmek yerine “Ben de yapabilirim!” diyeceksiniz.
Fitnessla ilgili bir derginin kapağında yer alan modelleri gördüğümüzde çoğumuzun içinden “Vay canına vücuda bak!” demek geçer. Kimimiz karşımızda duran vücuda imrenirken, kimimiz de daha kolay olanı seçip “Kesin ilaçla yapmıştır!” diyerek kestirip atmayı seçeriz ama bir dergiye kapak olmak uzun bir yolculuğun sonunda elde edilen önemli başarılardan biridir. Bu uzun yolculuk çoğu zaman diğer birçok kişiye motivasyon sağlayacak, “Ben de yapabilirim” dedirtecek türdendir fakat maddiyat odaklı dergiler bunu da her zaman “Bataklıktan şampiyonluğa” konseptinde, okuyucuların zayıf karınlarına vurarak ele alırlar. Bu ayki yazımda size kendi hikayemi anlatacağım fakat anlatım biçimim alışılagelmiş düzenden farklı olacak.BERKAYkapak

FITNESS MACERAMIN BAŞLANGICI

 185 BOY, 76 KG… SPORA BAŞLADIĞIMDA ELİMDE OLAN BUYDU.
En çok merak edilenleri en başta söylemek istiyorum. Fitnessa 2011 Ağustosunun sonunda, 19 yaşındayken başladım. Boyum 185 cm, kilom ise 76’ydı. Şu anda boyum 187 cm, kilom ise 90 küsurlarda değişiyor.
Dikkat ettiyseniz “spora” değil “fitnessa” başlama tarihimden bahsettim çünkü spor hayatımın her döneminde oldu. Çocukluğumdan beri amatör olarak yüzme, basketbol ve futbol gibi sporlarla ilgilendim. 

ÖNEMLİ: Sağlıklı bir yaşam için spor mutlaka hayatınızda olmalıdır.

 “Başarı hikayesi” dendiğinde herkes ya arkadaşları tarafından alay edilmekten bıkan ya da çok zayıf/kilolu olduğu için görüntüsünden rahatsız olan bir kişinin hikayesini bekliyor fakat benim hikayem bu iki gruba da tam olarak girmiyor. 1.87 boya 76 kiloyla uzun ve nispeten çelimsiz duruyordum fakat dışarıdan alay edilecek bir görüntüm hiçbir zaman olmadı. Fitnessa başlamamsa tamamen bir tesadüf sonucu oldu. Bir gün ilkokul arkadaşım “Haydi spor salonuna yazılalım!” dedi ve o gün gidip evimin arkasındaki salona kaydımı yaptırdım. Spora başlayalım diyen arkadaşım başlamadı fakat ben o günden beri düzenli olarak fitness hayatıma devam ediyorum.berkay1aHer sene, özellikle ilkbaharda, çoğu kişi spora başlar ve birkaç ay sonra da bırakır. Hikayemi “başarı hikayesi” yapan en önemli noktalardan biri en başından itibaren istikrarımı korumamdı. Eminim ki benimle aynı zamanlarda spora başlayan binlerce, belki de on binlerce kişi var fakat onlar ilk yaz sıcaklarında spor salonunu ekmeyi tercih ederken ben devam etmeyi seçtim ve 3.5 sene sonunda şu an bu yazıyı yazabilecek duruma geldim. 

ÖNEMLİ: İsterseniz dünyanın en iyi genetiğine sahip olun, istikrar ve düzenden uzaksanız ilerlemeniz mümkün değildir.

 Siz de kendi başarı hikayenizi yaratmak istiyorsanız cebinize koymanız gereken ilk anahtar “istikrar”. İkinci anahtar ise “sabır”. Bu sporun sabır sporu olduğunu hiçbir zaman unutmayın ve emeğinizin karşılığını mutlaka alacağınızdan da emin olun.berkay2

NASIL BESLENİYORDUM?

Fitnessa başladığımda çoğu kişi gibi hiçbir bilgim yoktu. Ana öğün, ara öğün, kas yapımı, kas yıkımı gibi kavramlara çok uzaktım. Çoğu kişi gibi günde 3 öğün yiyordum fakat hızlı bir metabolizmaya sahip olduğum için hayatımın hiçbir döneminde yediklerime dikkat etmem gerekmedi. Canım istediği zaman tatlı, tuzlu, hamur işi gibi şeyler tüketiyordum. Zaman zaman bir öğünü atlayıp günde 2 öğün yediğim bile oluyordu.

ÖNEMLİ: Gelişiminizin %60’tan fazlası beslenme programınıza bağlıdır.

Fitnessa başladıktan sonra eski beslenme düzenimin (aslında ortada bir düzen yoktu) yetersiz kaldığını fark etmeye başladım. Aynı şeyleri yiyordum fakat daha fazla acıkmaya başlamıştım. Hal böyle olunca “Neler yapabilirim?” diyerek araştırmalara başladım. Hayatımı değiştiren nokta belki de bu araştırmalar oldu. Dergileri takip etmeye, internet araştırmaları yapmaya, yabancı kaynakları incelemeye ve çevremdekilere sorular sormaya başladım. Her araştırmamda yeni bir eksiğimi, her sorumda yeni bir hatamı fark ettim. Önceleri spor sonrası protein kaynağı olarak marketlerde satılan schnitzellerden tüketirken (evet bunu yapıyordum) daha sonra bunu tavuk göğüs gibi çok daha sağlıklı protein kaynaklarıyla değiştirmeye başladım. Karbonhidrat kaynağı olarak tereyağlı makarna tüketip, üzerine bolca mayonez ve mısır eklerken daha sonra zeytinyağlı kepekli makarna, bulgur pilavı gibi kaynaklara yönelip, mayonez ve mısır gibi ekleri tamamen çıkarttım. Araştırmalarıma devam ettikçe 3 öğünün benim gibi bir ektomorf için yeterli olmayacağını anladım ve ana öğün sayımı 4’e çıkardım. İşte o zaman vücudumda hacimsel anlamda önemli bir farklılık gördüm. Daha önceleri de geliştiğimi net bir şekilde görebiliyordum fakat ne zaman ana öğün ve porsiyonlarımı artırdım, o zaman “irileşmeye” başladığımı gördüm.berkay3

ÖNEMLİ: Özellikle ektomorf vücut yapısına sahipseniz kaliteli kilo alımı için kaliteli ve doğru beslenmek “zorundasınız”.
DİKKAT: Kilo almak için fast food gibi zararlı kalorilere başvurmak verimli olmadığı gibi, ileride çirkin bir göbek olarak da karşınıza çıkar.

Gelelim
meşhur
yemek taşıma konusuna…

Hayatımın hiçbir döneminde yemeklerimi yanımda taşımaktan utanmadım, siz de utanmamalısınız çünkü ortada utanmak için hiçbir sebep yok. İstanbul Teknik Üniversitesi gibi büyük bir okulda öğrenciler arasında yıllarca yemeğimi çıkarıp yedim, hala da yiyorum. Başlangıçta “Ne yapıyor bu çocuk?” diyorlardı fakat şimdi masamda yemeğini yanında getiren en az 2-3 kişi daha oluyor. İlerleyen dönemde bunun daha da arttığını ve zamanla sağlıksız beslenenlere aynı gözle bakılmaya başlandığını göreceksiniz.

ÖNEMLİ: “Neden yapıyorsun?” diyenler başarınızı gördükten sonra “Nasıl yapıyorsun?” demeye başlayacak.

berkay4

MOTİVASYONUMU NASIL SAĞLIYORDUM?

“Fitnessa başladığın ilk zamanlarda motivasyonunu nasıl sağlıyordun?” sorusuyla sıklıkla karşılaşıyorum. Vücudumla ilgili aldığım ilk iltifatı hatırlıyorum, henüz birkaç ay olmamıştı bile. Üstümü değiştirirken babam vücuduma şöyle bir baktı ve “Göğüsler şekillenmeye başlamış” dedi. O günden sonra ayna benim en büyük motivasyon kaynağım oldu. Spor salonunda verdiğim emeğin, günlük hayatta gösterdiğim kararlılığın karışılığını ayna karşısında almaya başlamıştım. Ne en sevdiğiniz tatlı, ne annenizin meşhur poğaçaları, ne de başka bir şey; ayna karşısında gelişiminizi gördüğünüz andaki keyfi size verebilecek başka hiçbir şey yok. İşte motivasyonumu böyle sağlıyordum. Ayna karşısında her yeni gelişim belirtisinde hayatımdaki bir yanlışı daha düzeltiyordum. Bu şekilde hem sürekli kendimle yarışıyor, hem de kendi kendimi motive edebiliyordum.

ANTRENMANLARIMI NASIL YAPIYORDUM?

Antrenmanlarıma da beslenmemde olduğu gibi sıfırdan başladım. Salona ilk adım attığımda bana verilen programdaki hareketlerin isimlerini dahi bilmiyordum. Hatta ilk antrenmanımı da hatırlıyorum. Klasik bir adaptasyon programıyla tüm vücudu çalıştırmıştım ve tüm hareketleri çok hafif ağırlıklarla, hatta bazılarını boş barla yapmıştım. Öyle ki sıra boş barla barbell curle gelene kadar öyle çok yorulmuştum ki, boş barla çalışmakta bile zorlanmıştım. O zamanlar hareketi gösteren hocanın “Boş barla bile zorlanıyorsun, bir de ağırlık taksak neler olacak” sözünü hala unutmadım. Keşke bir fırsat olsa da aynı antrenmanı birlikte tekrar yapsak. Neler olduğunu gördüğünde kendisi de büyük ihtimalle ciddi derecede şaşırırdı.

DİKKAT: Fitness ve vücut geliştirmeye yeni başlıyorsanız adaptasyon programını asla es geçmeyin, vakit kaybı olarak görmeyin.

Beslenme programımı başından beri kendim hazırladım, aslında belirli bir döneme kadar belli bir programımın da olduğunu söyleyemem fakat antrenman programlarında 3. programın sonuna kadar ( yaklaşık olarak 4-5 aylık bir süre ) salondaki hocalarımdan yardım aldım. Yeri gelmişken ilk salonum olan Unisports Fitness Center‘daki Muammer, Mustafa, Özerk ve Ersin hocalarıma da teşekkür ediyorum. Hepsinin üzerimde emeği var.
Beslenme konusunda olduğu gibi antrenman konusunda da araştırmalarıma düzenli olarak devam ettim ve 5. aydan itibaren antrenman programlarımı da kendim yazmaya başladım. Başlarda tabii ki hatalarım oldu fakat bunları deneyerek ve görerek düzelttim.

 ÖNEMLİ: Vücudunuzu en iyi tanıyan kişinin yine siz olduğunuzu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

berkay5

GELİŞİMİNİZİ
TAKİP EDEBİLMENİZ İÇİN
ÖNERİLER:

  • 15 günde bir sabah kalkar kalkmaz aynı ortamda, aynı şartlarda, farklı pozlarda fotoğraflarınızı çekin.
  • Antrenman ve beslenme günlüğü tutun.
  • Antrenman günlüğünüze çalıştığınız hareketleri, tekrarları ve ağırlıkları not edin.
  • Beslenme günlüğünüze gün içerisinde tükettiklerinizi gramajlarıyla birlikte yazın.
  • Antrenman yaptığınız salonda ölçüm makinesi varsa her ay belirli bir günde, sabah kalkar kalmaz aç karnına ölçüm yaptırın.
  • Sizi uzun süre görmeyen arkadaşlarınızla karşılaştığınızda sizde nasıl farklılıklar gördüklerini sorun. Aileniz ve her gün görüştüğünüz kişiler sizdeki değişimi fark edemezler.

SUPPLEMENTLERDEN NASIL FAYDALANDIM?

Ek besin kullanımına 3. ayımda protein tozuyla birlikte başladım. İlk 1 sene sadece protein tozuyla devam ettikten sonra BCAA ve kreatin eklemesi yaptım. 1.5 yılı doldurduktan sonra bunlara kazeini de ekledim. 2. yıldan sonra da glutamin ve multivitamin gibi farklı destekler aldım. Şu anda da bunlara ek, dönemsel olarak NOX ve likit amino gibi ek besinler kullanıyorum. Kısacası vücudum geliştikçe hem beslenmemi, hem antrenmanlarımı, hem de supplementlerimi paralel biçimde artırmaya başladım. 

DÖNÜM NOKTASI NEYDİ?

Fitness hayatımın dönüm noktası geçtiğimiz sene katıldığım ve birinci olduğum Men’s Fitness fit model yarışması oldu. Birinci olduktan sonra farklı çekimlere katıldım, fitness modellik yapmaya başladım ve şu an FİTSHARP danışmanlığına kadar uzanan yola ilk ciddi adımlarımı atmış oldum. İtiraf etmek gerekirse en başta beslenmem başta olmak üzere hayatımda ciddi düzenlemeler yaparken aklımda bunların hiçbiri yoktu fakat emeklerimin karşılığını bu şekilde almaya başlamak bana farklı bir motivasyon da sağladı. Elime alıp incelediğim dergilerdeki imrendiğim modellerden biri olup dergilerde yer almak, hatta kapak olmak FİTSHARP Nisan sayısını okumayan yoktur sanırım! ) bana çok büyük bir mutluluk ve motivasyon sağladı. Sosyal medyada, antrenman yaptığım salonda veya farklı bir yerde bana “İdolümsün” dediklerinde hala bu günleri hatırlayıp çocuk gibi sevinirim.
Yazmaya devam etsem sanırım sabaha kadar tuşları hırpalamayı sürdürebilirim fakat çok fazla uzatıp sizleri sıkmak istemiyorum. Yukarıda kendi hikayemi mümkün olduğunca yalın bir şekilde anlatmaya çalıştım. Siz de kendi başarı hikayenizi yazmak istiyorsanız ihtiyaç duyacağınız şeyler: kararlılık, istikrar ve sabır.

Güçlü kalın,

Berkay Türkkan’ın sizin için hazırladığı antrenman programlarına buradan ulaşabilirsiniz .

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN ARAMIZA KATILIN

PAYLAŞ
İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği lisans eğitimi devam ediyor. Fitness macerası 2011 yılının Ağustos ayında başladı. 2014 yılı dönüm noktası oldu. Men's Fitness Fit-model 1.'liği kazanıp Men's Fitness'ın 5 farklı sayısında (Mart, Nisan, Haziran, Aralık, Şubat) hazırladığı antrenman programları ile yer aldı. BBG Army ile paylaşımlarımı internete yer almaya başladı. Şu anda da aktif olarak fitness modellik ve online personal trainer'lık yapmakta.